Kadınlar Neden Teknolojiden Anlamaz?

Bu sorulara cevap ararken teknoloji sektörünün farklı alanlarında üreten, geliştiren, teknolojiyi anlatan ve geleceğe uyarlayan kadınlarla konuştum. Aldığım cevaplar beni bir nevi zamanda yolculuğa çıkardı. Geçmişten günümüze uzun ve çetrefilli bir yolculuktu bu ama nihayetinde elde ettiklerim soru işaretine yer bırakmayacak kadar kesin oldu.

Yıllar boyu neden kadınların teknolojiden anlamadığı söylenmiş, bu ‘bilginin’ toplumda kök salmasının temel nedenleri nelermiş, kadınlar gerçekten de teknolojiden anlamaz mıymış? Soruyu yönelttiğim kadınlardan aldığım cevaplarla yakından bakalım…

Mağarada av bekleyen ve bebek bakan kadınlar, artık mağarada değiller;

  • Elif Çetin’in ”Kadınlar neden teknolojiden anlamaz?” sorusuna tepkisi 🙂

Soruya birlikte cevap aradığım kadınlardan biri Elif Çetin. Geleceğin nasıl şekilleneceğini anlayıp anlatarak teknoloji ve bilim odaklı stratejiler geliştiren; şirketlerden bireylere hepimizin hayatına etkileri üzerine profesyonel bir bakışla görüşler sunan Elif Hanım, verdiği cevaplarla beni zamanda yolculuğumuzun ilk durağına götürdü. Soruyu duyduğunda verdiği tepki ise anlattığı her şeyin özeti diyebiliriz… Ben de onun bana anlattıklarını aşağıda sizin için özetledim;

Binlerce yıl önce insanlar avcı-toplayıcı topluluklar halinde yaşarken kadının görevleri belliydi; ava çıkan erkekleri beklemek, bebeklere bakmak; ”bir arada tutucu ve kolaylık sağlayıcı olmak”.

Bu bakış açısının izlerini günümüzde halen görüyoruz. Cinsiyetlere yüklenen toplumsal roller kültürümüze öylesine işlemiş ki halen kadınların evde, erkeklerin dışarıda olduğu bir dünya algısı var. Cinsiyetten bağımsız olarak her iki görevi de her iki cinsiyetin de sahiplenebileceği gerçeğini içselleştirebilmiş değiliz.

DALL-E ”women in tech”

Bu durumda kadınlar, toplumsal rollerin onlara yüklediği görevlere odaklanırken iş dünyasına katılımları azalıyor. Teknoloji sektörüne gelene kadar, kadınlar çoktan ayrıştırılmış oluyor. 

Teknoloji sektörüne geldiğimizde ise ‘uyumayan’, yoğun çalışan, gecesi gündüzü olmayan bir çalışma alanı geliyor ilk bakışta akla; Elon Musk’ın Twitter’ını ve ofiste uyuyan çalışanları bir düşünelim… İşte bu türden yoğun bir çalışma hayatı, toplumlarca ‘kadına uygun bulunmuyor’. Elif Hanım, böyle bir tempoyu seçmeleri yerine kadınlara ”öğretmen ol, memur ol, bankacı falan ol; saatin belli olsun” gibi yönlendirmeler yapıldığını söylüyor…

DALL-E ”women in tech”

Fakat tüm bunlara rağmen, kadınlar her alanda olduğu gibi teknolojinin üretilip geliştirildiği tüm alanlarda da varlar. Elif Hanım’ın benimle paylaştığı veriler, kadınların teknoloji sektöründeki oranının dünya genelinde %26 seviyesinde olduğunu gösteriyor. 

Elif Hanım’ın vurguladığı üzere temel sorun toplumların teknolojiyi tanımlama şekillerinde yatıyor. Ateşin de, bulaşık makinesinin de teknoloji olduğunu unutuyoruz. Bilişim teknolojilerinin hayatımıza girmesi sonrası ‘teknoloji’ kavramı genel olarak tek bir odak noktasını temsil eder hale gelse de, teknoloji aslında hayatımızın her alanına hakim konumda ve mühendislikten teknoloji anlatıcılığına her alanda kadınların varlıklarının oldukça güçlü olduğunu görüyoruz. 

DALL-E ”women in tech”

Yine Elif Hanım’a göre ”gelecek yıkıcı bir şekilde değişecek”. Ve bizler kadın-erkek gibi başlıklardan sıyrılarak gelecekte bizleri nelerin beklediğine; neler yapmamız gerektiğine odaklanmalı, birlikte üretmeliyiz. Bu duruma ‘kadınlar teknolojiden anlamaz” diye bakmak yerine; insan ve teknoloji çizgisinde değerlendirebilmeliyiz. Çünkü kadınlar teknolojiden anlamıyor demek bilimi de, AR-GE faaliyetlerini de, inovasyonu da reddetmek demek. Çünkü kadınlar tüm bu alanlarda varlar; üretmeye ve geliştirmeye devam ediyorlar.

Elif Hanım’ın paylaştığı ve benim için de ufuk açıcı olan bir diğer başlık ise algının kültüre dönüşmesi üzerine oldu. Özetlemek gerekirse eğer ‘kadınlar teknolojiden anlamaz’ demeye devam edersek, şu an için anlamsız bir algı olan bu ifade bir tür ‘kültüre’ dönüşecek ve kültüre dönüşen algıları yönetmek ve dönüştürmek çok daha zor…

DALL-E ”women in tech”

Dünya Ekonomik Forumu’nun Global Gender Gap Report (Küresel Cinsiyet Uçurumu Raporu) çalışmasına göre kadın ile erkek arasındaki uçurumun kapanması için 132 yıl gerekiyor. Ancak böyle bir zamanımız yok. Elif Hanım, gelecekte cinsiyet kavramının bugünden çok farklı olacağına; geleceğin mesleklerinin kadın-erkek ayrımına sahip olmayacağına dikkat çekiyor ve ekliyor; kafa yormamız gereken şey gelecek!

Bu süreçte ise ülkelerden şirketlere stratejilerde ve politikalarda kritik adımlar atılması; cinsiyet eşitliği için ‘göstermelik’ değil gerçek adımlar atılması gerekiyor. AR-GE çalışmalarına ve akademik gelişime destek olunması gerekiyor.

Son olarak da Elif Hanım ”kadınlar teknolojide yeterince ilerleyemiyorlar çünkü yeterli kadın rol model bulamıyorlar” ifadesinin gerçeklikten uzak olduğuna dikkat çekiyor. Önerisi ise ilham almak ve rol model edinmek için kalıpların dışına çıkmamız. Küresel bakmayı öğrenip hedeflerimize sadık kalarak; insanları ya da sektörleri ayırmadan geleceğe odaklanmamız, birlikte üretip, öğrenip, birbirimize öğretip birlikte yol almamız…

Kadınlar ve teknoloji arasında yüzyıllar boyu açılan mesafe, artık kapanıyor;

  • Senem Aksakal’ın ”Kadınlar neden teknolojiden anlamaz?” sorusuna tepkisi 🙂

Soruyu yönelttiğim kadınlardan bir diğeri ise Senem Aksakal. Senem Hanım tutkulu bir ‘gamer’ ve aynı zamanda oyun sektöründe farklı oluşumlarda QA uzmanlığından oyun tasarımcılığına farklı görevlerde yer almaya devam ediyor. 

Teknolojinin en iç içe olduğu sektörlerden birinin içinde olan bir kadın olarak Senem Hanım da ”Kadınlar teknolojiden neden anlamaz?” sorusunu duyunca biraz şaşırıyor haliyle. 

Cevaba geçmeden önce soruyu düzeltmek istiyor; ”Kadınların teknolojiden anlamadığına dair bir yargı neden var? desek daha doğru olacak galiba”… Cevabı ise Elif Hanım’ın cevaplarıyla başladığım zaman yolculuğunu devam ettiriyor.

DALL-E ”women in tech”

Cinsiyetlere yüklenen toplumsal rollerin etkisinden bahseden Senem Hanım, ardından sanayi devrimi ve sonrasındaki süreçte ‘teknolojinin’ hayatla girdiği etkileşime dikkat çekiyor. Bu süreçte kadınlar büyük oranda evde kalmaya devam ederken erkekler daha sosyaller ve ‘teknoloji’ ile daha haşır neşirler. Haliyle kadınlar ile teknoloji arasına istemsiz de olsa bir mesafe giriyor. Teknoloji, erkeğin etkileşime girdiği, kadınların ise uzak kaldığı bir gelişim olarak şekillenmeye başlıyor. 

Ancak 21. yüzyılda artık bu durumun böyle olmadığı da açık. Çünkü geçtiğimiz yüzyılda kadınlar eğitim ve çalışma hayatına dahil olmaya başladı. Bu da yüzyıllar boyu devam eden ‘kadınlar anlamaz’ & ‘anlamam’ döngüsünün kırılmasını ve kadınların her alanda yeteneklerini ortaya koymasını sağlıyor.

DALL-E ”women in tech”

Kadınlara yönelik fırsat eşitsizliklerinin, ayrımcılığın ve imkansızlıkların tamamen ortadan kalkmasına daha zaman olsa da, Senem Hanım atılan tüm adımların küçük de olsa değerli olduğunu vurguluyor. 

Önyargılar ise kadınların teknolojide ilerlemesini yavaşlatan bir diğer engel. Oyun sektörünün içinden biri olarak Senem Hanım sektörün genel olarak cinsiyetten bağımsız, eşit bir sektör olduğunu söylese de bazı sorunlar olduğuna da dikkat çekiyor.

DALL-E ”women in tech”

Oyun sektöründen kadınlar ile erkeklerin bir arada oturduğu bir masada, kimin ne iş yaptığına dair bir soruya gelen cevapların genelde teknik taraf için erkeklere, tasarım ve estetiğe yönelik cevapların ise kadınlara işaret ettiğini söylüyor örneğin. Bu da sektörde basit bir önyargı örneği olarak karşımıza çıkıyor… 

Fakat her şeye rağmen oyun sektöründe kadınların birbirine verdiği destek de dikkat çekiyor. Kimi durumlarda kadınlara yönelik pozitif ayrımcılığın da olduğunu görüyoruz; dileğimiz ise pozitif ayrımcılığa gerek kalmayacak daha eşit bir sistem yaratabilmek.

”Bunu kızlar yapar, bunu da erkekler” kodlamaları, çocukluktan itibaren peşimizi bırakmıyor;

  • Merve Arslan’ın ”Kadınlar neden teknolojiden anlamaz?” sorusuna tepkisi 🙂

Zamanda yolculuğun daha mikro bir yorumu ise soruyu birlikte cevapladığımız, oyun sektöründe varlık gösteren bir diğer kadın olan Merve Arslan’dan geliyor.

Merve Hanım, toplumsal ve kültürel kodların özellikle aile ve sosyal çevre ile hayatlarımıza nasıl işlediğini anlatıp vurguluyor. Ebeveynlerden başlayarak ‘kız çocuk bunu yapar, bunu yapamaz”, ”erkek çocuk bunu yapar, bunu yapamaz” söylemlerinin herkesin hayatını etkilediğini biliyoruz. Bu da kadınların ilerde yöneldikleri alanları haliyle etkiliyor. Ailelerin doğru yönlendirmeleri ise kritik bir hâl alıyor.

DALL-E ”women in tech”

Tüm bu toplumsal kodlara rağmen teknolojiye ilgi duyan pek çok kadın ise teknolojiye erişemiyor. Çünkü bu noktada bile fırsat eşitsizliği söz konusu. Bir internet kafe ya da PlayStation kafe hayal edin. İşte internete ve bilgisayara ya da konsollara erişimin o kadar da kolay olmadığı o yıllarda bile erkek çocukların rahatlıkla girip ‘teknoloji ile’ bağ kurduğu bu sosyal alanlar ‘kız çocuklarına uygun olmadığı‘ gerekçesiyle ağzına kadar erkeklerle dolu olurdu… 

Bu kadar basit örneklerle bile rahatça açıklayabileceğimiz bu durum, geldiğimiz noktaya bakacak olursak iyi bir noktada bile diyebiliriz. Çünkü her gün her yerde her şeye rağmen mücadele eden ve farklı sektörlerde, örneğin dev teknoloji şirketlerinde kendine yer açmış kadınlar görüyoruz. 15 sene önce ‘erkek işi’ olduğu için internet kafeye giremeyen bir kadın, bugün yapay zeka üzerine çalışabiliyor… Hep daha fazlasını yapmaya da devam edecek, biliyoruz…

Kadınlar teknolojiden anlamıyor olsaydı, şu an bu yazıyı okuyor olamazdınız!

  • Simay Dinç’in ”Kadınlar neden teknolojiden anlamaz?” sorusuna tepkisi 🙂

Simay Hanım, ”Kadınlar teknolojiden neden anlamaz?” sorusunu yönelttiğimde hemen Hedy Lamarr’ı anarak başladı konuşmaya ve ekrandan bana bakarak ekledi; ”Kadınlar teknolojiden anlamıyor olsaydı, şu an bu görüşmeyi yapamazdık. Birileri de binlerce kilometre uzaktaki arkadaşlarıyla birlikte aynı ekranda oyun oynayamazlardı”.

İsmini tarihe yazdırmış güzel ve başarılı bir oyuncu olmanın yanında Lamarr aynı zamanda bir mucit. En önemli icatlarından biri günümüzde Wi-Fi’den Bluetooth’a pek çok teknolojik standart ve gelişmenin temelini oluşturdu. Daha yolun çok başında bile kadınların tüm imkansızlıklara ve engellere rağmen teknolojinin bir parçası olduğunu göstermek için harika bir örnek!

DALL-E ”women in tech”

Simay Hanım Women in Türkiye’nin kurucusu ve aynı zamanda bir oyun yapımcısı. Soruya verdiği ilk cevabın ardından ise oldukça net bir mesaj veriyor; Kadınlar teknolojiden anlıyorlar. Yapmamız gereken de ‘anlamadıkları’ yönündeki bu cahilce bakış açısının nedenlerini irdelemekten çok sonuçlara odaklanmak. Kısaca üreterek ve varlık göstererek cevap vermek…

Üreten kadınlar her sektörde, her yerdeler. Oyun endüstrisinde de her geçen yıl hızla sayıları artıyor. Simay Hanım, temsilleri az olduğu için kadınların oyun sektörüne ait hissetmekte zorlandıklarını çünkü anlaşılmadıklarını düşündüklerini vurguluyor.

Fakat ana karakteri kadın olan oyunların sayısıyla birlikte kadın ve teknolojiyi yan yana koyamayan anlamsız önyargılar da azaldıkça kadınların teknoloji ve oyun dünyasında sayıları da temsilleri de hızla artıyor.

DALL-E ”women in tech”

Bir diğer kritik nokta ise ebeveynlerin teknoloji ve oyun dünyası konusunda farkındalık kazanarak doğru yönlendirmeler yapabilmesi, genç nüfusun doğru şekilde eğitilmesi ve bilinçlendirilmesi; dayanışma ile cinsiyetten bağımsız üretken paydaların oluşturulabilmesi. 

Simay Hanım erkek egemen sektörlerde özellikle de genç kadınlar için ‘nereden başlayacağını’ bilmenin zor olabileceğini; ancak bu yolda kadınların önünü açmak için çalışan çok sayıda oluşum olduğundan bahsediyor. Women in Games Türkiye de bu oluşumlardan biri ve çok sayıda kadına yol gösteriyor.

Tüm bunların sonucunda nihayetinde verilen mesaj ise yine çok net; kadın ya da erkek olarak değil bir bütün olarak ortak bir payda oluşturup birlikte geliştirmek ve büyümek; faydaya odaklanmak ve gelişmek…

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*